ZAMAN AŞIMINA UĞRAMIŞ BONO -SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME

  • Anasayfa
  • Hukuk
  • ZAMAN AŞIMINA UĞRAMIŞ BONO -SEBEPSİZ ZENGİNLEŞME

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU. E: 2017/825 K: 2019/506 T: 02.05.2019

“…Davacı vekili, davalının keşidecisi müvekkilinin ise ciro yoluyla hamili bulunduğu herbiri 4.000,00 TL tutarındaki zamanaşımına uğramış iki adet bono bedelinin ödenmemesi üzerine müvekkilince davalı aleyhine takip başlatıldığını davalının itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptaliyle, takibin devamına ve % 20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu bonoların zamanaşımına uğradığını, taraflar arasında temel borç ilişkisi bulunmadığını, davacının alacaklı olduğunu kanıtlamakla yükümlü olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuş ve % 20 oranındaki tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir. Mahkemece davaya konu edilen bonolardan 25.04.2010 vadeli olanının daha önce en son hamili bulunan A.A.K. tarafından davalının da aralarında bulunduğu borçluları aleyhine takibe konu edildikten sonra belirtilen hamil tarafından dosya alacağından feragat edilip geri alındığı ve vadesinden sonra davaya ciro olunduğu ancak bu teslime dair bir temlik şerhi bulunmadığından dolayı davacının bu senette meşru hamil olmadığının saptandığı, diğer 15.05.2010 vadeli senet bakımından ise bu senedin eski yasa zamanında zamanaşımına uğramasından ötürü artık dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nun 732. maddesi kapsamındaki sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere,delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan öteki temyiz itirazlarının reddinekarar vermek gerekmiştir.

2-Davaya konu edilen 24.02.2010 düzenleme 15.05.2010 vade tarihli bonoyla ilgili temyiz itirazına gelindiğinde ise; davacı yanca takibe konu edilen bu bononun zamanaşımına uğradığı görülmekte olup, davacı hamil ile davalı keşideci arasında temel ilişki bulunmamaktadır. Bu durumda davalı keşideci (6762 sayılı TTK 644. madde) davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı Yasanın 732. Maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlüdür. Mahkemece bu olgular ve hukuki düzenleme gözetilerek davalı keşideciye sebepsiz zenginleşmediğini kanıtlama imkanı tanınarak tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir…” gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı vekili, davalının keşidecisi olduğu 25.04.2010 ve 15.05.2010 vade tarihli her biri 4.000,00TL bedelli bonoların ciro yoluyla müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin alacağını tahsil edemediğini, bonoların vadesinden itibaren üç yıllık sürenin dolduğunu ve zamanaşımına uğradığını, davalının sebepsiz zenginleştiğini,sebepsiz zenginleşen davalı hakkında icra takibi yapıldığını ancak icra takibine haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, dava konusu bonoların zamanaşımına uğradığını, davacının varsa temel ilişkiye dayanabileceğini, yanlar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığını, davacının alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, sebepsiz zenginleşme iddiasının itirazın iptali davasına konu edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, icra takibine konu 25.04.2010 vade tarihli bononun Ahmet Ali Karadağ tarafından icra takibine konulduktan sonra davacıya teslim edildiği, vadeden sonra yapılan cironun alacağın temliki hükmünde olduğu, davacının 25.04.2010 vadeli bonodan dolayı meşru hak sahibi olmadığı gerekçesiyle söz konusu bono nedeniyle açılan davanın reddi gerektiği, dava konusu diğer bononun 15.05.2010 vade tarihli olup, bonolarda zamanaşımı süresinin üç yıl olduğu ve icra takip tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 690. maddesinde veya diğer hükümlerinde aynı Kanunun 644. maddesinde düzenlenen keşidecinin sebepsiz zenginleşmesi ile ilgili bir hüküm veya atıf bulunmadığı, bu nedenle bonolara ilişkin olarak mülga 6762 sayılı TTK’nın 644. maddesinin uygulanamayacağı, 6102 sayılı TTK’nın ise üç yıllık zamanaşımı süresi dolmadan   01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girdiği  6102 sayılı TTK’nın 778. maddesi gereğince keşidecinin sebepsiz zenginleşmesi ile ilgili aynı Kanunun 732. maddesinin bonolar hakkında da uygulanabileceği, ancak 6103 Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’da eskiden olmayan bir kurumun yeni getirilmesi hâlinde eski olaylara da uygulanacağına ilişkin düzenleme bulunmadığı, önceki Kanun döneminde de zamanaşımına uğrayan bonodan dolayı keşidecininsebepsiz zenginleşmesine ilişkin düzenleme olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde açıklanan gerekçelerle bozulmuştur. Mahkemece, önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda zamanaşımına uğrayan 15.05.2010 vade tarihli bono nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 644. maddesi ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK’nın 732. maddesi dikkate alındığında bono hamilinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak keşideciye başvuru imkânının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümüne geçmeden önce konuya ilişkin yasal düzenlemelerin İncelenmesinde fayda bulunmaktadır. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 690. maddesi,“Bononun mahiyetine aykırı düşmedikçe poliçelerin cirosuna ait (593-602) ve vadeye dair (615 – 619) ve ödeme hakkındaki (620 – 624) ve ödemeden imtina hâlinde müracaat haklarına dair (625 – 639, 641 – 643) ve araya girme suretiyle ödemeye ait (646, 650 – 654) ve suretlere müteallik (658, 659) ve bozup değiştirme hakkındaki (660) ve müruruzamana ait (661 – 663) ve iptale müteallik (669 – 677) ve tatil günleri, müddetlerin hesabı ve atıfet mehillerinin yasağı, poliçeye mütaallik muamelelerin yapılması icabeden yer ve imza hakkındaki (664 – 668) ve kanunlar ihtilafına dair (678 – 687) inci maddeler hükümleri bonolar hakkında da caridir…” şeklinde düzenlenmiştir. Mülga 6762 sayılı TTK’nın, Üçüncü Kitabının “Dördüncü Faslı”nı oluşturan “Kambiyo Senetleri” ile ilgili olarak “Birinci Kısım”da, poliçe hakkında geniş ve ayrıntılı düzenlemeye yer verilmiş; bono ve çeklere dair hükümlerde ise genelde, poliçe ile ilgili düzenlemeye göndermede bulunulmakla yetinilmiştir.Bu cümleden hareketle, 6762 sayılı TTK’nın 690. maddesi yollaması ile bonolarda da uygulanması gereken aynı Kanunun 661. maddesinde, poliçeyi kabul edene (bonolarda keşideciye) karşı açılacak davaların vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı öngörülmüştür.Eş söyleyişle; alacaklı, senet borçlusu keşideciye karşı senetten doğan alacak hakkını vadeden itibaren üç yıl içinde kullanmadığında borçluya karşı müracaat hakkını yitirecek; senedin “bono” vasfında bir değişiklik söz konusu olmadığı için de keşideciye karşı müracaat olanağı kalmayacaktır.Diğer taraftan, mülga 6762 sayılı TTK’nın 644. maddesinde, keşideci ve poliçeyi kabul etmiş olan muhatabın, zamanaşımı sebebiyle poliçeden doğan borçları düşmüş olsa bile hamilin zararına ve sebepsizolarak iktisap etmiş oldukları meblağ nispetinde ona karşı borçlu kalacağı hüküm altına alınmıştır. Çeklerle ilgili olarak mülga 6762 sayılı TTK’nın 730. maddesinde aynı Kanunun 644. maddesine göndermede bulunulmuş olmasına karşın, bonolara dair 690. maddesinde böyle bir atıfta bulunulmamıştır. Gerek doktrinde ve gerekse Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasında, bono hamilinin mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 61. ve devamı maddeleri uyarınca sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre keşideciye müracaat edebileceği kabul edilmekte ve özellikle doktrinde mülga 6762 sayılı TTK’nın 690. maddesinde, aynı Kanunun 644. maddesine göndermede bulunulmamış olmasının makul bir izahının yapılamayacağı vurgulanmaktadır (Öztan F.: Kıymetli Evrak Hukuku 1997, s. 1021). Nitekim, aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2001 tarih ve 2001/19-230 E., 2001/310 K., 23.01.2007 tarih ve 2007/19-132 E., 2007/153 K., 17.09.2008 tarih ve 2008/12-542 E., 2008/521 K.,01.06.2011 tarih ve 2011/12-338 E., 2011/378 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.

Öte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 778/1. maddesi,

“Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe;

a) Poliçelerin cirosuna ilişkin 681 ilâ 690,

b) Vadeye dair 703 ilâ 707,

c) Ödeme hakkındaki 708 ilâ 712,

d) Ödememe hâlinde başvurma haklarına dair 713 ilâ 727 ve 729 ilâ 732,

e) Araya girme suretiyle ödemeye ilişkin 734, 738 ilâ 742,

f) Suretler hakkındaki 746 ve 747,

g) Değiştirmeye dair 748,

h) Zamanaşımına dair 749 ilâ 751,

ı) İptale dair 757 ilâ 765,

i) Tatil günleri, sürelerin hesabı, atıfet sürelerine ilişkin yasak, poliçeye dair işlemlerin yapılması gereken yer ve imza hakkındaki 752 ilâ 756,

j) Kanunlar ihtilâfına dair 766 ilâ 775 inci, maddeler hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir.” şeklinde düzenlenmiştir.

Aynı Kanunun 732. maddesi,

“(1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması

için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar.

(2) Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticariişletmeye karşı da ileri sürülebilir.

(3) Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez.

(4) Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğiniiddia edene aittir” şeklinde düzenlenmiş olup, 6102 sayılı TTK’nın 778/1-d maddesi uyarınca bononun niteliğine aykırı düşmedikçe aynı Kanunun 732. maddesinin bonolar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. Anı316 lan düzenlenmede, zamanaşımına uğramış olan bono nedeniyle keşidecinin bono hamiline karşı onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadarborçlu kalacağı belirtilmiş, bono hamili bu hakkını bononun zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıl içinde kullanabilecektir. Bu durumda ispat yükü sebepsiz zenginleşmediğini iddia eden davalıya aittir.

Bu şekilde mülga 6762 sayılı TTK’daki eksiklik, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda giderilerek poliçedesebepsiz zenginleşme hükümlerini gösteren 732. maddesine, aynı Kanunun 778/1-d bendinde gönderme yapılarak, gerek öğreti gerekse Yargıtay’daki baskın görüş Kanun maddesi

olarak düzenlenmiştir.Somut olayda 15.05.2010 vade tarihli uyuşmazlığa konu bononun zamanaşımına uğradığı ve icra takibinin üç yılı takip eden bir yıl içinde 31.05.2013 tarihinde açıldığı anlaşılmakta olup, yanlar arasında sözleşme ilişkisi de bulunmamaktadır. Bu durumda davalı keşideci gerek mülga 6762 sayılı TTK’nın 644. maddesi, gerekse yukarıda yapılan açıklama karşısında 6102 sayılı TTK’nın 732. maddesi uyarınca sebepsizzenginleşmediğini kanıtlamakla yükümlüdür. Bu durumda, Özel Daire bozma kararında ve yukarıdaki belirtilen bu ilave gerekçe dikkate alındığında yerel mahkemenin direnme gerekçesi usul ve yasaya aykırıdır. Hâl böyle olunca direnme kararının, Özel Daire bozma kararında ve yukarıdaki belirtilen ilave gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen ve yukarıda açıklanan ilave nedenle 6100 sayılı Hukuk  Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek hâlinde peşin temyiz harcının yatırana iadesine, aynı Kanun’un 440-III/1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 02.05.2019 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

Leave A Reply

Haber Bültenine Abone Olmak İçin E-Postanızı Giriniz